10 Haziran 2019 Pazartesi

Özel Okulda Öğretmen Olmak

Merhabalar sevgili okurlarım (çok havalı oldu waaoooww). Bu defa uzuun uzun aralar vermeden geldim. Sizlere bir önceki yazımda özel okulda öğretmen olmakla ilgili bir yazı yazacağımı söylemiştim. Hatta daha da abartıp bir yazı dizisi oluşturacağımı belirteyim tam olsun, hadi bakalım!

Evet, en son nerede kalmıştık? 2 yıl ücretli öğretmenlik yaptıktan sonra bir özel okulda çalışmaya başladığımı söylemiştim. Peki bu süreç nasıl gelişti, neler oldu biraz bunlardan bahsedeyim. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki bu yazı çok doğru bir zamana denk geldi. Dönemin sonuna geldiğimiz şu haftada artık bir yılın değerlendirmesini tam anlamıyla yapabileceğimi düşünüyorum.

Nereden başlasam, nasıl anlatsam? Sizlere, yani umutsuzlara umut ışığı olacağımdan bahsetmiştim değil mi? Mesela nasıl iş buldum önce onu anlatayım. Aslında iş bulmak deyince garip geliyor. Çünkü öğretmen olmak, her gün okula gitmek iş gibi değil sanki.  Ben hiçbir zaman işe gidiyorum demiyorum mesela. Çünkü orası okul ve 25 yaşında okula dönmeye karar veren biri olarak anladım ki ben okuldan hiçbir zaman kurtulamayacağım. Bunu da 30'unda yüksek lisansa başlamak isimli bir yazıyla başka bir gün anlatayım en iyisi.

Neyse asıl konumuza dönersek, bir gün beni aradılar ve görüşmeye çağırdılar. Henüz ücretli öğretmenliğe devam ediyorum ve birinci dönemin sonuna geldik. Bilenler bilir, ücretli öğretmenlikte bir gün sonranızın bile garantisi yoktur. Bir kadrolu öğretmen gelir ve işinize o gün anında son verilir. Hal böyle olunca hep bir tedirgin olur ücretli öğretmen dediğin. Boynu bükük, çilekeş hatta zavallı. Tabi böyle bir durumdayken özel kolejden aranınca havalara uçtum ama görüşmeye gidince yere çakılmam çok uzun sürmedi. Bir kere şunu söylemeliyim ki ücretli öğretmenlik özel koleje göre beş yüz bin kat daha rahat. Çalışma koşullara, tatil günleri... Her anlamda çok daha avanajlı diyebilirim. Görüşmeye gittiğimde çalışma koşulları son derece ağır ve bu şartlar karşısında teklif edilen ücret de çok yetersiz gelmişti. Diğer taraftan yerime kadrolu öğretmen gelirse ikinci dönem ücretli öğretmenlik de garanti değildi. Yine de rahatımı tercih ettim ve teklifi kabul etmedim. Neyseki ikinci dönem kadrolu bir öğretmen de gelmedi ve çalıştığım okulda ikinci dönemi de ücretli öğretmen olarak tamamladım.

Artık dönem bitiyordu ve seneye ne yapacağım düşüncesi sarmıştı. Sonsuza kadar ücretli öğretmenlik yapamazdım neticede. Yeniden başvurulara başlamıştım ki o görüştüğüm kolejden tekrar arandım. Bu defa artık işsiz olmanın verdiği o ezik psikolojiyle tüm şartları kabuk etmiştim. Şartlara gelecek olursak maaş asgari ücretten hallice ki ikinci dönem asgari ücrete zam gelince maaşım asgari ücretin altında kaldı. Düşünsenize öğretmen olmuşsunuz ama asgari ücretin altında maaş alıyorsunuz. Nereden bakarsanız bakın acınası. Çalışma saatlerine hiç değinmiyorum onu bir sonraki yazımda detaylı anlatayım da birlikte ağlayalım.

Bugün kısa keseceğim. Malum sene sonu, yazılı notları, zümre toplantı tutanağı... Bir sonraki yazımda size çalışma saatlerimden ve çok sevdiğim (!) meslektaşlarımdan bahsedeceğim. Yani dedikodu is coming...

4 Mart 2019 Pazartesi

Yine, Yeni, Yeniden

Uzunca bir süredir burayı çok ihmal etmişim. Bu durumdan haberim yokmuş gibi davranıyorum, neden? Çünkü son zamanlarda haberim yokmuş gibi davranmalar çok moda. Moda demişken alışveriş hastalığı ve akabinde borç batağı gibi başlıklarla yeniden karşınızda olacağımı bildirmek isterim.

Evet ne diyorduk? Haberim yokmuş gibi... Aslında haberim vardı da nereden başlayıp nasıl anlatsam diye düşünürken erteledim durdum. Peki bu süreçte neler yaptım, neler değişti? (Bize ne bundan diyenlere şimdiden teessüf ederim).

En son buraya instagramdan alışveriş yapmakla ilgili yazılar yazmıştım. Bu süreç epey uzun sürdü diyebilirim. Özellikle okulum bittikten sonraki işsizlik sürecimde instagramda güzel işler yaptım. Akmasa da damlar derler ya işte öyle. Toptan ürün alıp satan kişilerin ürünlerini paylaşarak komisyonlu satış yaptığım bir süreçti ki o dönemde bu işten aylık 500₺ gibi rakamlar elde ettim. İşsiz biri için küçümsenmeyecek bir rakamdır bu, bilen bilir. En azından kredi kartımın asgari borcunu ödeyebiliyordum mesela... (bu konuda pek değişen bir şey yok hala asgari ödeniyor).

Okul bittikten sonra neler oldu peki? Güzel şeyler oldu diyebilirim. 2 yıl boyunca ücretli öğretmenlik yaptım. 3 farklı okulda çalıştım, bir sürü öğrencim oldu. Yeni bir sayfa diyebiliriz buna. Yeni dostlukları da beraberinde getirdi bu yeni sayfa. Hepsini anlatacağım ama hala kafamda bir sıralama yapamıyorum. Hepsini bir çırpıda anlatayım diyorum mesela. Aslında geriye dönüp baktığımda ibretlik bir hayatım varmış meğer. İleriye bakınca da pek farklı değil ama neyse şimdi konumuz bu değil. Ben istiyorum ki geçtiğim çetrefilli yolları bir bir anlatayım , tüm umutsuzlara umut ışığı olayım ama Allah sizi inandırsın ben de hala sürünüyorum. Bir yerde bir şeyler yanlış gidiyor ama kesinlikle sorumlusu ben değilim. Hatalarından ders çıkaran bir insanım çünkü (çıkaramadı). Yani özetle hayatımda bir şeyler değişmesine değişti ama değişmeyen şeyler de var elbette. Mesela ben. 

Peki şimdi ne yapıyorum? Geçtiğimiz yıl ücretli öğretmenlik yaparken bir özel öğretim kursundan arandım ve haftada bir gün için çalışıp çalışamayacağımı sordular. İstedikleri gün ise benim hafta içi boş günüme denk geliyordu. Benim için çok iyi bir deneyim olacaktır diye düşünerek kabul ettim ve yarım dönem orada çalıştım. Bu dönemde yeni iş başvuruları yapmaya başladım. Bilirsiniz ücretli öğretmenlik tecrübeden sayılmaz. Eskiden başvuru yaptığım okullar özgeçmişime çalıştığım etüt merkezini ekledikten sonra başvuruma dönüş yapmaya başladı ve böylece artık yeni bir işim olmuştu. Evet özel bir kolejde öğretmendim artık. Hayırlı olsundu. Acaba hayırlı olmuş muydu? Bu sorunun cevabını “özel okulda öğretmen olmak” yazımda sizlerle paylaşmak isterim. Anlatacak çok şey var, sağlıcakla kalın.